| NLP Practitioner ve Master Practitioner Sertifika Eğitimi |
| Yaşamınızda, gerek içinizden gerek dışınızdan gelen sizi sınırlayan engelleri aşarak yeni bir başlangıç mı yapmak istiyorsunuz? İşinizde, ailenizde ve çevrenizde, sorunların kontrol ettiği biri değil de sorunları kontrol edebilen pozitif ve başarılı bir insan olarak yaşamak ister misiniz? Devamı>> |
NLP
NLP'YE HOŞGELDİNİZNlp'yi Bir çoğunuz kitaplarda okudu, bir kısmınız yakınlarından dinledi, şimdi ise yaşama zamanı geldi..
Nlp TarihçeNöro Linguistik Programlama (Beynimizi Doğru ve Etkin Kullanma sanatı)
Zaman Yönetimi "Her şeyi en kısa zamanda en az çaba harcayarak halletmeye çalışmak, yaptığımız işten düşünme olayım tamamen çıkararak bu işi sadece bir dizi mekanik harekete dönüştürür.
Anket
| Kisisel Gelisimden Beklentiler Nelerdir? |
|
Bir çok site ve kaynak var ki kisisel gelisimden baska her seyi veriyor insana. Iste bu konuda adam akilli bir makale. Okumanizi tavsiye ederiz. Kisisel Gelisimden Beklentiler Nelerdir?Kisisel gelisim ve insan kaynaklari; insanin verimliligini ve performansini artirmaya yönelik arayislari ve çözüm yollarini, hedef müsteri grubuna ulastiran hizmet sektörüdür. Insan kaynaklari ve kisisel gelisimin doldurdugu bosluklardan biri, resmi egitimin eksiklerini hizmet içi ve disi egitimlerle tamamlayarak, piyasanin istedigi basarili ve saglikli insan tipini olusturmak, sayisini artirmaktir. Bir digeri, dünyevilesmis bir toplumda, dinin sosyal hayata yaptigi ahlâkî deger katkisini, dinî terminolojiyi kullanmadan ve sekülerlikten (dünyevî olandan) vazgeçmeden hayatin içine tasimaktir. Bunun en çarpici örnekleri Amerikali kisisel gelisim uzmani Stephen Covey'in, 'Etkili Insanlarin 7 Aliskanligi' ve 'Önemli Islere Öncelik' isimli eserlerinde görülebilir. Bahsedilen eserler, semavî dinlerin ahlâkî ögretilerini seküler hayata basarili sekilde entegre etmektedir. Avrupa ve Amerika eksenli uygarligin gelistigi zeminin ana motifi dünyevî (seküler) oldugu için, hususî gayret ve kararlilik gösterilmedikçe, bu kültürdeki insanlarin zevklerini ve rahatlarini erteleme egilimi düsüktür. Ahirete inanan Müslümanlarin ise; zevklerini ve rahatlarini erteleme meyli daha fazladir. Çünkü bu dünya mükafat yeri degildir, bu zevklere ahirette kavusulabilinir. Bati uygarligi ise, cenneti burada kurma ve yasama çabasinda olmus ve olmaktadir.Dolayisiyla, Bati dünyevilesmenin dogurdugu boslugunu, dine dogrudan atifta bulunmadan, ahlâkî degerlerle doldurmak için "kisisel gelisim"e sarilmaktadir. Bati uygarligi, yazili olmayan iki kaide üzerinden itici motor gücünü kazanmaktadir. Bunlar; "Durma düsersin." ile "Daha iyisi gelirse, gidersin."prensipleridir. Bu iki düstur, insanlari ister istemez daha iyi olmaya, farkli olmaya ve üstünlük saglamaya motive etmekte, hayati bir yarisa dönüstürmektedir. Kisisel gelisim seminerleri, insanlari motive eden faaliyetler bütünü olarak sistemde yerini almaktadir. Bundan dolayi da, kapitalist liberal sosyo-ekonomik sistemde, insan kaynaklari vazgeçilemez bir konumdadir. Is dünyasi; prestij ve imaj sahibi, basarili, statü ve kariyer kazanma istegi yüksek fertlerin, sistemin temel atesleyicisi olarak is gördügüne inanmaktadir. Son 20 yilda yapilan arastirmalar, insanin ögrenen bir varlik oldugunu, ögrenmedigi zaman kireçlenmeye basladigini ortaya koymustur. Beynin yaslanmasini engellemek, sürekli ögrenmeye ve ögrenme çevrelerinde bulunmaya baglidir. Adeta Peygamberimiz (sas)'in bir mucizevî beyani, bu asirda daha iyi anlasiliyor: "Ya ögrenen ya ögreten ya da ögrenmeyi destekleyen ol. Yoksa helak olursun." Insanin beyin fakültelerini daha etkin kullanmak için; 'ögrenen fert', 'ögrenen kurumlar' ve 'ögrenen sistemler' kavramlari ortaya atildi. Bu yeni anlayisin genis kesimlere ulastirilmasinda kisisel gelisim seminerleri, öncü rolü oynamaktadir. Ayrica bilgideki geometrik artis da bu arayislari olumlu yönde destekledi. Ancak son 10 yilda üretilen bilgi miktari, insanlik tarihi boyunca üretilen bilgi miktarindan çok daha fazla iken, üretilen ve kullanilan ahlâkî degerler çok azdir. Sürekli degisip yenilenen dünyada, bilginin son kullanim tarihi kisaldi. Bilgiler, belli bir zaman dilimi içinde üretilen ve geçerliligini kaybeden bir meta haline dönüstü. Bilginin dogrulugundan ziyade, ne seviyede geçerli, anlamli ve faydali oldugu öne çikti. Bilgiye ulasim çok kolay ve hizli oldugundan, bilginin yönetimi, anlamlandirilmasi ve ise yararliliginin ve geçerlilik seviyelerinin bilinmesi, isletmelerde son derece kritik hale geldi. Bilgi sermayesi, kas gücünü ve maddî sermayeyi yönlendiren itici güç konumuna gelip sistemin olmazsa olmazlari arasina girdi. Resmi egitim, bu gelismelere ayak uydurmadigindan, liberal kapitalist ekonomi, insanlari mecburi istikamet olarak kisisel gelisim ve insan kaynaklarina yönlendirdi. Kisisel gelisimden faydalanmak isteyen kisi ve kurumlarin dikkat etmesi gereken bazi noktalar vardir: Birincisi, giderek artan bir talebin gözlendigi bu piyasada, hem ticarilesmesinin oldugu hem de kaliteli ve kalitesiz egitimin kolaylikla müsteri buldugu gerçegidir. Ikincisi ise, "Her bilenin üstünde daha iyi bir bilen vardir." prensibinin isiginda, kisisel gelisim seminerlerinin insanin hususîligi ve toplumun kendine hasligi içinde farkli sonuçlar verdiginin bilinmesidir. Bu iki noktada olusabilecek zararlari veya tehlikeleri azaltmanin yolu, gelecegin dünyasinin dogru algilanmasi ve modellenmesi, bu dünyada yasayacak olan insan modelinin saglikli insa edilmesidir. Belki en önemlisi, buradan hareketle, bir kisisel gelisim ve insan kaynaklari modelini gelistirmek olacaktir. Su bilinmeli ki, insan kaynaklari ve kisisel gelisim sahasi islah bekliyor. Kisisel gelisim sektörüne yönelik sorular Insanin benliginin olusumuyla ve karakter egitimiyle ilgili problemleri, eglence ve bilgiyle çözebilir miyiz? Kisisel gelisim gerçekten sihirli bir tedavi mi? Kisisel gelisim seminerleri insanin hangi boyutunda ve derinliginde çalisiyor? Neyi düzeltiyor,neye katkida bulunuyor? Insanin tabii ögrenme stilleri ve ritimleri içinde olusan arizalar mi gideriliyor? Yoksa kisisel gelisim seminerlerinin tesir gücü;kisinin mizacina, kisilik motifine, ruh yapisina ve suuraltinin sekillendigi çevrenin belirledigi reaksiyon araligina göre mi gerçeklesiyor? Kisisel gelisim seminerlerinin yaslandigi felsefe, insandaki problemi bir bilgi eksikligi olarak görüp, eksik gördügü parçayi yerine koyarak problemi çözecegini mi saniyor? Kisilik gelisimi ve insan kaynaklari seminerleri, hangi inanç ve kültürün insan modeline dayalidir? Insani ne ölçüde bir sistem ve bütün olarak algiliyor? Insanin hangi boyutuna, nasil bir derinlik katmaktadir? Kisisel gelisim adi altinda yapilan bütün faaliyetler, bir fantezi mi, yoksa hissedilen açligi suursuzca gidermeye mi yönelik? Kisisel gelisimin Türkiye boyutu Dünyada 1970'lerde popüler olmaya baslayan kisisel gelisim kitaplari, Türkiye'ye Nüvit Osmansoy'un 'Insan Mühendisligi' kitabi ve Dale Carnegie'nin eserlerinin Türkçe'ye kazandirilmasiyla girdi. 1990'li yillarda birkaç yerli yazarin kitaplariyla hiz aldi. Bu esnada onlarca yayinevi yabanci eserleri tercüme ederek, Türk insanini bu sektörün kitaplariyla tanistirdi. Buna paralel olarak yüzlerce insan kaynaklari ve kisisel gelisim danismanlik sirketleri kuruldu. Türk insani, "Kisisel Gelisim Uzmani" isimli yeni bir is ve meslekle tanisti. 2000'li yillarda ise, popüler bir pazar olusturan ve eglendirerek bilgilendiren kisisel gelisim seminerleri, klasik bilgi aktarim metodunu eskitmistir. Bu sahadaki bir kaç telif eseri hariç tutarsak, kisisel gelisim kitaplari genelde Avrupa medeniyeti ekseninde üretilen düsüncelerin Türkçe’ye tercümesinden veya onlara dayali derleme eserlerden ibarettir. Doksanli yillarda yurtdisina, psikoloji ve sosyal bilimlerde doktora egitimine giden genç akademisyenler, kisisel gelisim dalgasiyla karsilastilar. Bunlarin Bati'daki prestijinden ve rantindan etkilenerek, Türkiye'de benzer danismanlik sirketleri kurdular. Bu grubun bazi üyeleri, akademisyen olmalari dolayisiyla, uzmanlik alanlarini her seymis gibi sunma hatasina düstü. Parçanin bütün olmadigini göremeyen/görmek istemeyen sektörün tüketici kitlesi de, bu egitimleri, uzman ve uzman olmayan kisilerden almaya basladi. Piyasada tercüme edilen, insan denen kompleks bütünün, neresini, ne ölçüde çözdügü belli olmayan bu kitaplardan 5-10 tanesini okuyanlar, kendilerini kisisel gelisim uzmani olarak tanittilar. Gözardi edilmemesi gereken bir diger husus da, yerli kisisel gelisim sektörü disinda, yabanci kuruluslarin Türkiye temsilcikleri ve lisans haklarini satin alarak Türkiye'de hizmet sunan insan kaynaklari ve danismanlik sirketlerinin varligidir. Bu yabanci danismanlik sirketleri, özel sirketlere belli kitaplari tavsiye etmekte, bunlar Türkçe'ye kazandirilmakta ve sadece sirketten hizmet içi egitim alan personele dagitilmaktadir. Ülkemizde profesyonel seviyede hizmet sunan bir kisisel gelisim sektörünün de var oldugu unutulmamalidir. Ülkemizdeki kisisel gelisim seminerlerinin durumunu kisaca özetlersek... Inanç ve kültür atlasimizdan çikmis bütüncül saglikli bir insan modelinin olmayisi,egitim sistemimizde rehberlik ve danismanlik derslerinin bulunmamasi, parçali ve daginik egitimlerin hangi insan modelinde neyi gelistirdiginin bilinememesi, degisimin üç bes saatlik egitimlerle gerçeklestigi izleniminin verilmesi gibi problemlerimiz vardir.2000'li yillarda, muhafazakâr kesim de bu kisisel gelisim dalgasini fark etti. Bu piyasadan pay kapabilmek için, kendilerince bir seçme yaparak, Bati kaynakli kitaplari tercüme ettiler. Bazilari da, sentez diyebilecegimiz bir metod izledi. Kisisel gelisim sektöründe biz de variz mesajini verdi.Son 10 yilda meydana gelen sosyo-politik olaylar ve küresellesme rüzgâri, inancini ciddiye alan ve bunu yasamaya çalisanlari, yasantilarinda ve üsluplarinda sekülerlesmeye (dünyevilesmeye) zorladi. Kisisel gelisim dalgasi ve insan kaynaklari, bu kesim için bir çikis kapisi ve çözüm yolu gibi göründü. Ancak zihinlerde su sorular meydana geldi: Bu isin bizcesi ne? Bu isin bizcesi varsa nasil olabilir? Kisisel gelisim kavramlarini ve tavsiyelerini, inancimizla ve kültürümüzle bagdastiramaz miyiz? Kisisel gelisim kavramlarinin yanina birer âyet ve hadîs koymakla isin bizcesi olusur mu? Yoksa özümsenmis ve inanç eksenimizde modelleyip olusturdugumuz insan anlayisinda bu bilgiler eritilerek yeni bir sentez mi yapilmali? Vicdanin sesi, inanç ve kültürümüzün insan modelinin, çagin bilgi birikimleriyle zenginlestirilmesini bekliyor. Kisisel gelisim seminerleri bu modelin gerçeklesmesine destek olacak sekilde verilmeli.Türkiyedeki kisisel gelisimin eksik boyutuBeden dilini iyi kullanan, konusma kabiliyeti iyi, sahne sanatlarinda becerikli her insanin, bes-on kitap okuyarak kisisel gelisim uzmani oldugunu sanmasi büyük bir hatadir. Gözden kaçan sey; kisisel gelisim seminerlerinin, ancak bütüncül bir insan modeli içinde anlam kazandiginin unutulmasi, parçanin bütün gibi verilmesi ve kisisel gelisimin ömür boyu süren bir süreç oldugunun göz ardi edilerek birkaç saatlik egitimle mucizevî sonuçlar alinabilecegidir. Bunun da sebebi, eksikligi hissedilen parçanin tedavi edilerek bütünün iyilesecegini sanmaktir.Kisisel gelisim seminerlerini alan kisiler, 'Biz egitimden geçtik, sertifikalari aldik, her seyi ögrendik.' psikolojisine giriyorlar. Genis insan gruplarina verilen egitimlerin temel hedefi insanlarda bir farkindalik olusturmaktir. Piyasada tek seanslik kisisel gelisim seminerleri agirlikli oldugundan, bu egitimlerden kalici bir degisim ve dönüsüm beklenmemelidir.Büyük sirketlere danismanlik hizmeti veren profesyonel sirketleri hariç tutarsak, popüler kisisel gelisim seminerleri insanlarin problemlerine geçici veya kalici çözüm önerileri mi sunuyor? Yoksa insanlari espiriyle karisik bilgiye bogup rahatlatmaya mi çalisiyor? Her ferdin farkliligi dikkate alinirsa, kisisel gelisim seminerleriyle belli bir farkindalik saglandiktan sonra, kisinin egitimi ferdilestirmelidir. En azindan birbirine benzer insanlarin kisilik dinamikleri belirlenerek, bu insanlar modellenmelidir. Kisilerin ve benzer geçmise sahip gruplarin problemleri ve ihtiyaçlari, temel modelden yola çikarak çözümlenmelidir. Özellikle kisi veya küçük gruplara alternatif çözümler, model üzerinde açik ve net hale getirilmeli, o kisi ve gruba özel kisisel gelisim haritasi çikarilmalidir. Bu harita üzerinde alinan mesafe, belli periyotlarda gözden geçirilmelidir. Kisi, kurum ve kuruluslarin, kendilerine ait egitim sorumluluklarini bir baska kisi veya kuruma havale etmeleri önlenmelidir. Ilgili kisi ve kuruluslar, bunu tek baslarina yapamiyorlarsa, uzmanlardan danismanlik hizmetleri almalilar. |
